Makaleler
İkinci El Araç Satışlarında Kilometre Düşürülmesi ve Gizli Ayıptan Doğan Hukuki Sorumluluk
Çalışkan & Avcılar Hukuk logosu

İkinci El Araç Satışlarında Kilometre Düşürülmesi ve Gizli Ayıptan Doğan Hukuki Sorumluluk





GİRİŞ


İkinci el araç piyasasında aracın kilometre bilgisi, satın alma kararını ve satış bedelinin belirlenmesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biridir. Aracın kullanım geçmişi, mekanik yıpranma düzeyi ve almayı düşündüğü beklediği faydayı değerlendirmesinde de önemli bir rol oynar. Bu nedenle kilometre sayacına müdahale edilerek aracın gerçekte katettiği mesafenin olduğundan daha düşük gösterilmesi yalnızca teknik bir usulsüzlük olarak değerlendirilemez, satıcının satım sözleşmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu bakımından da sonuç doğurur.


Kilometresi düşürülmüş bir aracı satın alan kişi çoğu zaman bu durumu satış anında tespit edememekte; gerçeğe aykırılık araç muayene kayıtlarının incelenmesi, servis geçmişinin araştırılması veya sonradan gerçekleştirilen teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu durumda alıcının hangi hukuki haklara sahip olduğu, satıcının kilometre müdahalesini bizzat gerçekleştirmemiş olması halinde sorumluluğunun devam edip etmeyeceği, ayıbın hangi delillerle ispatlanabileceği ve uğranılan zararın nasıl hesaplanacağı önem kazanmaktadır.


Kilometre düşürülmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların hukuki çözümünde öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenleyen hükümleri dikkate alınmalıdır. Satışın tüketici işlemi niteliğinde olması halinde ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun ayıplı mala ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Bu iki hukuki rejim arasında sorumluluğun kapsamı, ispat ve zamanaşımı bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.


Bu çalışmada ikinci el araç satışlarında kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olmasından kaynaklanan hukuki sorumluluk; ayıp kavramı, satıcının sorumluluğu, ayıbın ispatı, bildirim ve zamanaşımı hükümleri ile alıcının seçimlik hakları ve tazminat talepleri çerçevesinde incelenecektir.





A. Kilometre Düşürülmesinin Ayıp Niteliği ve Satıcının Hukuki Sorumluluğu

1. Kilometre düşürülmesinin ayıp olarak değerlendirilmesi


Satım sözleşmesinde satıcının temel borcu, satılanı kararlaştırılan niteliklere uygun biçimde alıcıya teslim etmektir. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi, şartları mevcutsa satıcının ayıptan sorumluluğunu gündeme getirir.


TBK’nun 219. maddesi uyarınca satıcı, alıcıya karşı bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından ve malın değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki veya ekonomik ayıplardan sorumludur. Üstelik kanun satıcının ayıbın varlığını bilmese dahi sorumlu olacağını açıkça düzenlemektedir.


İkinci el araç satışında kilometre bilgisi aracın piyasa değerini etkileyen önemli bir unsurdur. Gerçek kilometresi yüksek olan bir aracın sayacındaki bilginin değiştirilerek daha düşük kilometredeymiş gibi sunulması alıcının aracın kullanım geçmişini doğru değerlendirmesini engeller. Ayrıca aracın ekonomik değerinin olduğundan yüksek algılanmasına yol açabilir. Bu nedenle kilometre düşürülmesi somut olayın özelliklerine göre satıcının ayıptan sorumluluğunu doğurabilecek niteliktedir.


Araç mekanik açıdan çalışır durumda olsa bile geçmiş kullanımına ilişkin bilgilerin gerçeğe aykırı sunulması ekonomik değerini ve alıcının beklediği faydayı etkileyebilir. Nitekim T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/2513 E., 2020/3180 K. sayılı, 11.03.2020 tarihli kararında, kilometre sayacına müdahale edilen aracın ayıplı olduğu kabul edilmiş; satıcının ayıbı bilmese dahi sorumlu olabileceği belirtilmiştir.(¹)


2. Satıcının ayıbı bilmemesinin sorumluluğa etkisi


Kilometre düşürülmesine ilişkin uyuşmazlıklarda satıcının sıklıkla başvurduğu savunmalardan biri müdahaleyi kendisinin gerçekleştirmediği veya araçtaki kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olduğunu bilmediğidir. Ancak bu savunma TBK’nun 219. maddesi kapsamında ayıptan sorumluluğu tek başına ortadan kaldırmaz.


Ayıptan sorumluluk kural olarak satıcının kusuruna bağlı bir sorumluluk değildir. Bu nedenle kilometre müdahalesinin önceki malik tarafından gerçekleştirilmiş olması alıcıya karşı satıcının ayıptan sorumluluğunun doğmasına engel teşkil etmez.


T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/6482 E., 2022/8092 K. Sayılı, 24.10.2022 tarihli kararında da kilometre düşürülmesinden kaynaklanan ayıba ilişkin satıcının sorumluluğu değerlendirilmiştir.(²) Karar satıcının ayıbı bilmediği savunmasının tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığı ve uyuşmazlığın deliller çerçevesinde incelenmesi gerektiği bakımından önemlidir.


3. Tüketici işlemi ile özel kişiler arasındaki satışın ayrılması


Satıcının hukuki sorumluluğu belirlenirken satışın hangi hukuki rejime tabi olduğu öncelikle tespit edilmelidir. Aracın ticari veya mesleki faaliyet kapsamında bir işletmeden satın alınması ve işlemin tüketici işlemi niteliğinde bulunması halinde TKHK hükümleri uygulanır. Buna karşılık ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen iki özel kişi arasındaki satışta kural olarak TBK’nun satım sözleşmesine ilişkin hükümleri esas alınır.


TKHK’un 8. maddesi tüketiciye teslim edilen malın sözleşmeye uygun olmaması veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması halinde ayıplı maldan söz edileceğini düzenlemektedir. Satıcı tarafından bildirilen niteliklerin bulunmaması ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydaların azalması da ayıplı mal değerlendirmesinde önem arz eder. Dolayısıyla tüketiciye satılan aracın kilometresinin gerçeğe aykırı gösterilmesi bu hüküm kapsamında da ayıp teşkil etmektedir.


İki rejim arasındaki ayrım yalnızca uygulanacak kanunun belirlenmesi bakımından değil; ispat yükü, seçimlik haklar ve zamanaşımı yönünden de önemlidir. Bu nedenle her somut olayda satıcının sıfatı, satışın amacı ve sözleşmenin niteliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


B. Ayıbın İspatı, Ayıp İhbarı ve Zamanaşımı

1. Kilometre düşürülmesinin ispatı


Kilometre düşürülmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda temel sorunlardan biri ayıbın satış tarihinde mevcut olduğunun ve alıcının uğradığı zararla bağlantısının ortaya konulmasıdır. HMK’nun 190. maddesi uyarınca kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı vakıaların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu çerçevede alıcı kural olarak aracın kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olduğunu ve talebinin dayanağını oluşturan olguları ortaya koymalıdır. Tüketici işlemlerinde ise TKHK’un 10. maddesindeki özel ispat karinesi ayrıca dikkate alınır. Bu özel ispat karinesine göre tüketici işlemlerinde genel hükümlerin aksine satıcı malın ayıplı olmadığını ispat külfeti altındadır.


Kilometre düşürülmesinin ispatında öncelikle aracın geçmiş muayene kayıtları önem taşır. Farklı tarihlerde düzenlenen muayene belgelerinde yer alan kilometre değerlerinin karşılaştırılması aracın kilometre geçmişindeki tutarsızlıkları ortaya çıkarabilir. Bunun yanında yetkili ve özel servis kayıtları, bakım faturaları, önceki satış ilanları, ekspertiz raporları ve taraflar arasındaki yazışmalar da delil olarak kullanılabilir.


Örneğin aracın geçmiş muayene kaydında 250.000 kilometrede olduğu görülürken sonraki bir kayıtta 150.000 kilometrede gösterilmesi kilometre düşürülmesi ihtimalini güçlü biçimde ortaya koymaktadır.


T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/4127 E., 2019/12807 K. sayılı, 18.12.2019 tarihli kararında, kilometre sayacına müdahale edilip edilmediği konusunda yeterli teknik inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının isabetli olmadığına işaret edilmiştir.(³) Karar bilirkişi raporunun yalnızca genel değerlendirmeler içermesinin yeterli olmayacağını; kilometre sayacına müdahalenin somut teknik verilerle araştırılması gerektiğini göstermektedir.


Bilirkişi incelemesinde aracın önceki kayıtları, mevcut kilometresi, servis geçmişi ve müdahale ihtimalini destekleyen teknik bulgular birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca bilirkişinin yalnızca kilometre müdahalesinin varlığını belirlemesi değil, bu müdahalenin araç değerine etkisi hakkında da denetlenebilir bir değerlendirme yapması önemlidir.


2. Ayıp ihbarı ve ağır kusurun etkisi


TBK’nun 223. maddesi alıcının satılanı işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmesini ve ayıp tespit etmesi halinde uygun süre içinde satıcıya bildirimde bulunmasını öngörür. Olağan bir incelemeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıplarda ise ayıbın öğrenilmesinden sonra gecikmeksizin bildirim yapılması gerekir.


Kilometre düşürülmesi çoğu zaman sıradan bir gözden geçirmeyle tespit edilemediğinden gizli ayıp niteliğinde değerlendirilir. Bu durumda alıcının kilometre bilgisindeki gerçeğe aykırılığı öğrendikten sonra satıcıya yazılı bildirimde bulunması önemlidir. Noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü posta veya içeriği ve gönderimi ispatlanabilen elektronik iletişim araçları (KEP iletisi) bu amaçla kullanılabilir.


TBK’nun 225. maddesi uyarınca ağır kusurlu olan satıcı ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Kilometre sayacında bilerek oynama yapılması veya gerçeğe aykırı kilometre bilgisinin alıcıdan kasten gizlenmesi somut olayın özelliklerine göre ağır kusur ya da hile değerlendirmesini gündeme getirebilir. Ancak bu sonuca yalnızca kilometre farkının varlığından hareketle otomatik olarak ulaşılmamalı; satıcının davranışları ve olayın koşulları incelenmelidir.


Tüketici işlemlerinde de TKHK’un 12. maddesi, ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağını düzenlemektedir. Dolayısıyla kilometre müdahalesinin bilerek gizlendiği durumlarda satıcının zamanaşımı savunmasına itibar edilemeyecektir.


3. Zamanaşımı süreleri


TBK’nun 231. maddesi uyarınca satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin davalar daha uzun bir süre kararlaştırılmamışsa ayıp sonradan ortaya çıksa dahi satılanın devrinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıbı ağır kusuruyla gizlemesi halinde ise satıcı iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.


Tüketici işlemlerinde TKHK’un 12. maddesi farklı bir düzenleme içermektedir. Genel olarak ayıplı maldan sorumluluk süresi iki yıl olmakla birlikte, ikinci el satışlarda satıcının sorumluluğu bir yıldan az olamaz. Bu hüküm ikinci el araç satışlarında tüketici işlemi bulunması halinde özellikle önemlidir. Ayıbın ağır kusur veya hileyle gizlenmesi durumunda ise aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki istisna hükme göre zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.


Bu nedenle zamanaşımı değerlendirmesinde yalnızca satış tarihi ile dava tarihi arasındaki süreye bakılması yeterli değildir. Uygulanacak kanun, ayıbın öğrenilme zamanı, ayıp ihbarı, satıcının kusurunun niteliği ve ilgili kanuni istisnalar birlikte ele alınmalıdır.


C. Alıcının Seçimlik Hakları ve Tazminat Talebi

1. Seçimlik hakların kapsamı


Kilometresi düşürülmüş bir aracı satın alan kişi ayıptan sorumluluk koşullarının gerçekleşmesi halinde kanunun tanıdığı seçimlik haklardan yararlanabilir. TBK’nun 227. maddesi uyarınca alıcı koşulları çerçevesinde sözleşmeden dönme, satış bedelinden ayıp oranında indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım talep etme veya imkan varsa satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir. Bu hakların somut olayda uygulanabilirliği, aracın niteliği ve sözleşmenin koşulları dikkate alınarak belirlenmelidir.


Tüketici işlemlerinde TKHK’un 11. maddesi de tüketiciye sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme haklarını tanımaktadır. Tüketici seçtiği hakkın yerine getirilmesini talep edebilir; koşulları varsa seçimlik haklarıyla birlikte TBK hükümleri çerçevesinde tazminat da isteyebilir.


Kilometre düşürülmesi nedeniyle aracın değerinin azalması, çoğu olayda bedel indirimi veya tazminat talebinin temelini oluşturur. Ancak hangi talebin daha uygun olduğu, alıcının aracı elinde tutmak isteyip istemediğine, ayıbın ağırlığına ve somut zarar durumuna göre belirlenmelidir. Sözleşmeden dönme halinde tarafların aldıklarını iade etmesi gündeme gelirken, bedel indirimi talebinde araç alıcıda kalır ve satış bedelindeki ayıp kaynaklı dengesizlik giderilmeye çalışılır.




2. Zararın hesaplanması ve nispi metod

Kilometre düşürülmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda en önemli meselelerden biri alıcının uğradığı zararın miktarının belirlenmesidir. Aracın kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olduğunun saptanması tek başına talep edilen tazminat miktarını ortaya koymaz. Ayıbın aracın satış tarihindeki ekonomik değerine etkisinin de belirlenmesi gerekir.


T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/2513 E., 2020/3180 K. sayılı, 11.03.2020 tarihli kararı bu açıdan önemlidir.(⁴) Kararda kilometre sayacına müdahale edilmiş aracın ayıplı olduğu kabul edilmiş; satış bedelinden yapılacak indirimin belirlenmesinde nispi metodun uygulanması gerektiği açıklanmıştır.


Nispi metoda göre aracın satış tarihindeki ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı haliyle rayiç değeri belirlenir. Ayıplı değerin ayıpsız değere oranı kararlaştırılan satış bedeline uygulanarak ayıp nedeniyle yapılması gereken indirim hesaplanır. Bu yöntem yalnızca güncel araç değerine veya soyut bir kilometre farkına dayanılarak tazminat belirlenmesinden daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına imkan verir.


Bu çerçevede bilirkişinin aracın satış tarihindeki gerçek kilometresi, bildirilen kilometre, marka ve model özellikleri, yaşı, donanımı, bakım geçmişi ve emsal piyasa verilerini dikkate alması gerekir. Aracın ayıplı ve ayıpsız hallerdeki değerlerinin aynı tarih esas alınarak karşılaştırılması zararın doğru belirlenmesi açısından önemlidir.


3. Ek zararların tazmini


Alıcı ayıp oranında bedel indirimi veya diğer seçimlik haklarının yanında koşulları mevcutsa ek zararlarının tazminini de talep edebilir. TBK’nun 227. maddesi genel hükümlere göre tazminat isteme hakkını saklı tutmaktadır. Bununla birlikte her masrafın veya her ekonomik kaybın doğrudan kilometre düşürülmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.


Örneğin aracın kilometre bilgisi nedeniyle piyasa değerinin düşmesi ile aracın kullanım sürecinde ortaya çıkan olağan bakım giderleri birbirinden ayrılmalıdır. Motor, şanzıman veya diğer mekanik parçalarda meydana gelen arızaların kilometre müdahalesiyle bağlantılı olup olmadığı teknik incelemeyle ortaya konulmalıdır. Alıcının yaptığı masrafların tazmin edilebilir zarar niteliği taşıyıp taşımadığı, uygun illiyet bağı ve ispat koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.


Ayrıca alıcının aracı daha sonra üçüncü bir kişiye satmış olması önceki satıcıya karşı ileri sürülebilecek talepleri ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte aracın sonraki satış bedeli, satış koşulları ve alıcının fiilen uğradığı zarar hesaplamada dikkate alınabilecek unsurlardır. Zararın belirlenmesinde mükerrer tazminata yol açılmaması ve aynı ekonomik kaybın birden fazla kalem altında talep edilmemesi gerekmektedir.



SONUÇ


İkinci el araç satışlarında kilometre sayacına müdahale edilmesi ve aracın gerçek kilometre bilgisinin alıcıdan gizlenmesi somut olayın özelliklerine göre satıcının ayıptan sorumluluğunu doğurabilecek niteliktedir. TBK’nun 219. maddesi uyarınca satıcının ayıptan sorumluluğu kural olarak ayıbın varlığını bilmesi şartına bağlı değildir. Bu nedenle kilometre müdahalesinin önceki malik tarafından gerçekleştirilmiş olması tek başına satıcının alıcıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Bununla birlikte sorumluluğun kapsamı ve alıcının başvurabileceği hukuki yollar belirlenirken satışın tüketici işlemi olup olmadığı, sözleşme hükümleri, ayıbın niteliği, bildirim yükümlülüğü ve zamanaşımı birlikte değerlendirilmelidir. Kilometre bilgisinin gerçeğe aykırı olması ayıbın varlığı bakımından önemli bir olgu olmakla birlikte talep edilen zararın miktarını kendiliğinden ortaya koymaz.


Bu tür uyuşmazlıklarda araç muayene ve servis kayıtları, önceki satış ilanları, ekspertiz raporları ve taraflar arasındaki yazışmaların bir arada değerlendirilmesi önem taşır. Teknik bilirkişi incelemesinin kilometre müdahalesinin varlığını belirlemekle sınırlı kalmayıp aracın satış tarihindeki ayıplı ve ayıpsız değerlerini de ortaya koyması gerekir. Yargıtayın nispi metoda ilişkin yaklaşımı da ayıp nedeniyle yapılacak bedel indiriminin somut piyasa verileri üzerinden belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.


Sonuç itibarıyla kilometresi düşürülmüş bir araç satın aldığını öğrenen alıcının öncelikle geçmiş muayene ve servis kayıtlarını temin etmesi, ayıbı öğrendiğinde satıcıya gecikmeksizin yazılı bildirimde bulunması ve zararını ortaya koyabilecek delilleri toplaması gerekir. Satıcının sorumluluğu yalnızca kilometre müdahalesini kimin gerçekleştirdiği sorusuna indirgenmemeli; satım sözleşmesinden doğan ayıba karşı sorumluluk hükümleri, ispat kuralları ve zararın kapsamı ile birlikte değerlendirilmelidir.


KAYNAKÇA


1-T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/2513 E., 2020/3180 K. sayılı, 11.03.2020 tarihli kararı: "Mahkemece, “dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporundan aracın kilometresi ile oynanmış olduğu ve bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmış ise de, davacı taraf aracı kaç kilometrede aldığını ispat edememiş olup, davacının aracı satış tarihindeki tespit edilen değeri bilirkişi raporunda aracın mevcut durumuna göre piyasa değerine uygun bir değer olarak açıklandığından, davacı tarafça aracın kaç kilometrede iken alındığı ve kaç kilometre düşürme yapıldığı hususu ispat olunamadığından bilirkişi raporunda tespit edilen bedele göre davacının aracı piyasa rayicine uygun olarak sattığı da değerlendirilerek davacının zararının ispat edilememiş olması” gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir. 27.09.2017 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; aracın davacı tarafından 23.09.2014 tarihinde satın alındığı, 17.02.2012 tarihli 2.muayenesinde kilometresinin 257.759 ve 01.08.2014 tarihli 3. muayenesinde ise kilometresinin 143.243 olduğu, aracın 2. ve 3. muayenesinin yapıldığı tarihler arasında kilometresi ile oynandığı fakat oynandığı tarihin tam tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.


Davacı 6098 sayılı TBK 219 ve sonraki ayıba karşı tekeffül maddeleri hükümlerine göre davalıdan tazminat istemekte haklıdır. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre davaya konu aracın kilometre sayacında oynama olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.


Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, davacının talep edebileceği tazminat miktarı uzman bilirkişi aracılığı ile "nispi ..." olarak adlandırılan hesaplama yöntemi ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."


2-T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/6482 E., 2022/8092 K. Sayılı, 24.10.2022 tarihli kararı: "Davacı 6098 sayılı TBK 219 ve sonraki ayıba karşı tekeffül maddeleri hükümlerine göre davalıdan tazminat istemekte haklıdır. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” Yine TBK 223. Maddesinde "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.


Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." ve TBK 225. Maddesinde "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre davaya konu aracın kilometre sayacında oynama olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Satışa konu araç gizli ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur ve davalının süresinde kendisine ayıp ihbarında bulunulmadığı şeklinde beyanı da yoktur.


Açıklanan düzenlemeler ışığında dava dosyasının incelenmesinde; bilirkişi raporu ve TUVTÜRK muayene raporları ile aracın kilometresinin düşürüldüğü sabit olduğundan satıcının (davalının) kendisine süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı yönünde itirazı olmadığından söz konusu ayıbı bilmese dahi sorumlu olur.


O halde mahkemece, davacıya satılan aracın satış akdi esnasında kilometresinin düşürülmüş olduğu ve bunun gizli ayıp mahiyetinde olduğu isabetli şekilde tespit edildiği, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle davacı alıcıya karşı ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu olduğu gözetilerek araç satış sözleşmesinde satış bedeli olarak 7.500 TL belirtilmiş olmasına rağmen aracı düşük kilometreli zannıyla 21.300 TL’ye satın aldığım iddia eden davacının anılan iddiasına yönelik delilleri de incelenip değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir."


3-T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/4127 E., 2019/12807 K. sayılı, 18.12.2019 tarihli kararı: "Her ne kadar, mahkemece, aracın kilometresinde oynama yapıldığı kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın kilometre sayacına müdahale edildiğine, bu şekilde sayaçta yazılı kilometre hanesinin değiştirilerek azaltıldığına dair bir tespite yer verilmediği görülmektedir. Buna göre, aracın kilometre sayacına herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı, sayaçtaki kilometre bilgisinin değiştirilip değiştirilmediği bilirkişi marifetiyle tespit edilmeden yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."


4-T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/2513 E., 2020/3180 K. sayılı, 11.03.2020 tarihli kararı: "Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, "mutlak ...", "nisbi ..." ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da,gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi ..." olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır.


Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, davacının talep edebileceği tazminat miktarı uzman bilirkişi aracılığı ile "nispi ..." olarak adlandırılan hesaplama yöntemi ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."

Tüm Makalelere Dön