Medeni usul hukukunun temel amacı, maddi hukuktan doğan uyuşmazlıkların hukuka uygun ve makul sürede çözümlenmesini sağlamaktır. Bu işlevin yerine getirilebilmesi için tarafların iddia ve savunmalarını belirli bir aşamada somutlaştırmaları gerekmektedir. Ancak dava açılırken yapılan bir hata ya da sonradan fark edilen bir eksiklik ile talep sonucunun yanlış belirlenmesi mümkündür. Hukukumuzda yargılamanın istikrarı korunurken diğer yandan da tarafların usul işlemlerindeki hataları düzeltebilmelerine imkan tanımak gerekir. Islah kurumu, bu iki ihtiyacın dengelenmesini amaçlar.
Tümden ıslah, tarafın daha önce yaptığı usul işlemlerini bütünüyle değiştirilebilmesine olanak sağlayan, sıkı şekil şartlarına bağlı bir usul işlemidir. Tümden ıslah kurumu, dava dilekçesinin içeriğinin değiştirilmesi veya mevcut davanın dayandığı vakıalar ile talep sonucunun yeniden düzenlenmesi bakımından önem taşır. Bu çalışmada tümden ıslah kurumu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri ve Yargıtay kararları çerçevesinde incelenecektir.
I. Tümden Islahın Tanımı, Hukuki Niteliği
Tümden ıslah, tarafın daha önce gerçekleştirdiği usul işlemlerini bütünüyle değiştirmesine imkân veren bir usul hukuku kurumudur. Davanın tümden ıslahında davacı, dava dilekçesini yeniden düzenleyerek vakıa temelini ve talep sonucunu değiştirebilir. Bununla birlikte tümden ıslah, ilk davayla hiçbir bağlantısı bulunmayan yeni bir davanın sınırsız biçimde aynı dosyaya taşınabileceği anlamına gelmez.
Tümden ıslah, davanın başlangıcından itibaren gerçekleştirilmiş usul işlemlerinin, bütünüyle yapılmamış sayılması ve davanın yeni bir dilekçe temelinde yürütülmesidir. Bu bağlamda tümden ıslahın amacı, yalnızca mevcut bir talebi düzeltmek değildir. Tümden ıslah kurumu, davanın sebebinin ve ya talep sonucunun yeniden düzenlenmesine olanak sağlayabilir.
II. Tümden Islahın Kanuni Dayanağı ve Şartları
Tümden ıslahın temel hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ila 182. maddeleri arasında yer alan ıslah hükümleridir. Özellikle HMK'nin 180. maddesi davanın tümden ıslahını düzenlemektedir.
DAVANIN TAMAMEN ISLAHI
MADDE 180- (1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
Bu maddeye göre davanın tamamen ıslah edildiğinin bildirilmesinden itibaren bir hafta içinde yeni dava dilekçesi verilmelidir. Aksi hâlde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve davaya ıslah yapılmamış gibi devam edilir. Bu düzenlemenin amacı, tümden ıslah iradesinin belirsiz kalmasını önlemek ve değiştirilen dava veya savunmanın hangi vakıalara, hangi hukuki sebeplere ve hangi taleplere dayandığını açık biçimde ortaya koymaktır.
III. Yargıtay Kararları Işığında Tümden Islahın Uygulama Alanı ve Sınırları
Tümden ıslah kurumunun uygulamadaki sınırlarının belirlenmesinde Yargıtay kararları önemli bir yere sahiptir. Yargıtay, özellikle ıslahın kapsamı konusunda önemli değerlendirmelerde bulunmaktadır.
Yargıtay kararında birlik oluşturan görüşlerde de açıkça görüldüğü üzere, davanın tamamen ıslahı yoluyla dava dilekçesinin bütünüyle değiştirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değişiklik kapsamında mevcut dava konusuna ek olarak tamamen farklı bir talebin ileri sürülmesi mümkün değildir. Tamamen ıslah hâlinde, önceki dava dilekçesi ve bu dilekçede yer alan talep bütünüyle değiştirilerek yeni bir talep ileri sürülebilir. Ancak bu durumda yeni talep, önceki talebe eklenen ikinci bir talep niteliğinde olmayıp önceki dava konusunun yerini alan ve onun yerine geçen tek dava konusu niteliğindedir. Dolayısıyla tamamen ıslah kurumu, mevcut talebin korunarak buna farklı bir talebin eklenmesine değil, önceki talebin bütünüyle ortadan kaldırılarak yerine yeni bir talebin ikame edilmesine imkân tanımaktadır.
Bu itibarla, davanın tamamen ıslahı yoluyla dava konusundan bağımsız ve farklı bir talebin, mevcut talebe ek olarak ileri sürülmesi hukuken mümkün değildir. Tamamen ıslah kurumunun amacı, davacının dava dilekçesini ve talep sonucunu bütünüyle değiştirerek yeni bir talep doğrultusunda yargılamaya devam edilmesini sağlamak olup, mevcut dava konusunu muhafaza ederek buna yeni bir dava konusu eklenmesine olanak tanımak değildir. Bu nedenle, yeni bir talep ileri sürülmek istenmesi hâlinde, önceki dava konusu tamamen ortadan kaldırılmalı ve yeni talep onun yerine ikame edilmelidir. Nitekim Yargıtay'ın konuya ilişkin kararlarında da tamamen ıslahın, mevcut talebe ek olarak yeni ve bağımsız talepler ileri sürülmesine imkân vermediği; önceki talebin yerine yeni bir talebin geçirilmesi suretiyle tek bir dava konusu oluşturulması gerektiği yönünde istikrarlı bir yaklaşım benimsenmektedir.
T.C. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/249 E. 2018/11336 K. sayılı kararında da tamamen ıslah kurumunun kapsamı açıkça ortaya konulmuştur. Anılan kararlarda, “Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.” denilerek, davacının dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebileceği, ancak bu durumda yeni dava konusunun önceki dava konusunun yerine geçeceği ve yargılamanın tek bir dava konusu üzerinden devam edeceği belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2011 tarihli, 2011/1-364 E. ve 2011/453 K. sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere; ıslah yoluyla dava konusu edilmeyen, başka bir ifadeyle başlangıçta dava kapsamına alınmamış bağımsız bir talebin veya uyuşmazlık konusunun mevcut davaya sonradan dahil edilmesi mümkün değildir. Anılan kararda, başlangıçta dava edilmeyen taşınmazların ıslah dilekçesiyle mevcut davaya dahil edilemeyeceği ve bu tür taleplerin ayrı bir davanın konusunu oluşturması gerektiği kabul edilmiştir.
IV. SONUÇ
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere, ıslah yoluyla mevcut davanın konusu tamamen değiştirilerek yeni bir talep ileri sürülmesi mümkün ise de, başlangıçta dava konusu edilen talebin muhafaza edilerek bu talebe ek olarak bağımsız nitelikte yeni ve farklı taleplerin mevcut davaya dahil edilmesi mümkün değildir. Zira ıslah kurumu, mevcut davanın sınırları içerisinde usul işlemlerinin düzeltilmesine veya değiştirilmesine hizmet etmekte olup, başlangıçta dava konusu edilmeyen bağımsız bir uyuşmazlığın sonradan mevcut davaya eklenmesi suretiyle davanın kapsamının genişletilmesine imkân tanımamaktadır.
Kaynakça:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 176-181.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/249, K. 2018/11336 Sayılı Kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/2264, K. 2019/9262 Sayılı Kararı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/31333, K. 2020/7306 Sayılı Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2015/2570, K. 2017/443 Sayılı Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2011/1-364, K. 2011/453 Sayılı Kararı





